Yeni çağ Felsefesi

HENA

MH Üyesi
#1
YENİ ÇAÐ FELSEFESİ ÖDEV : SORUMLULUK – VAZİFE Emmanuel Kant, salt pratik aklın yönettiği istemelerden gelen eylemlere “ ödeve dayanan eylemler ” der. Bizim yapıp ettiklerimiz içimizde mevcut ahlak yasalarına uygunluğu ve bu ahlaklı davranışlarımızın ahlak yasalarına uymak zorunluluğu bir ödev, yani ödev ahlakıdır. Bir başka deyişle, “ ahlak kaynağı us olan bir yasaya, kesin buyruğa ( kategorik imparatif )’e dayanır, bu buyrukta yapısı gereği öhseldir. Bu buyruğun özünü kuran ise, tek salt değer olan ‘ iyi istenç’ tir. Öte yandan bu ‘ iyi istenç ’, yalnız insanı ilgilendiren bir ödevdir; ödev ise, ‘ usun sesidir. ’ En yüksek değeri içeren bir öğedir. ” Emmanuel Kant, ‘ Pratik Us’un Eleştirisi ’ adlı eserinde ödev konusunda şöyle diyor : Ödev 1 - maksimlerin salt yasa koyma biçiminin, tek başına bir istenci belirlemede yeterli neden olduğu varsayılarak, yalnız bu biçimde belirlenen istencin yapısını bulmak. Yasanın yalın biçimi yalnız usça tasarımlanabilir, bu yüzden de duyuların nesnesi değildir, görünüşler arasında yeri yoktur, istenci belirleme nedeni olarak yasanın biçimi doğada nedensellik yasası gereğince olayları belirleme nedenlerinin hepsinden ayrılır, çünkü bunlarda belirleyici nedenlerin de görünüşler olması gerekir. Bu genel yasa koyucu biçimden başka hiçbir belirleme nedeni istenç için yasa görevi yapmaya yapamıyorsa, böyle bir istencin görünüşlerin bağlandığı doğa yasasından, şu nedensellik yasasından, açıkçası birbirinden bağımsız olarak düşünülmelidir. Böyle bir bağımsızlığa en kesin, dahası aşkın, anlamda ‘ özgürlük ’ denir. Öyleyse bir istenç için maksimin salt yasa koyucu biçimi tek başına yasa görevi yapıyorsa, o özgürlük bir istençtir. Ödev 2 - Bir istencin özgür olduğunu varsayıp, onu tek başına zorunlu olarak belirlemeye elverişli yasayı bulmak. Maksimin bir nesnesi olan pratik yasanın içeriği ancak deneysel verilerle sağlanabilir. Oysa özgür istenç deneysel koşullardan (duyular dünyasında bulunanlardan ) bağımsızdır, buna karşın belirlenebilir olması gerekir. Özgür bir istenç yasanın içeriğinden bağımsızsa da yasada bir belirleme nedeni bulmalıdır. Yasada ise içerikten başka, yasa koyucu biçimin dışında bir nesne yoktur. Bundan dolayı; yasa koyucu biçim; maksimde bulunduğu ölçüde; istencin belirleme nedeni oluşturulabilecek bir nesnedir. Emmanuel Kant’ın ahlak anlayışı, onun ahlak konusunda ana yapıtı olan “Pratik Aklın Kritiği” deki başlıca düşünceleri daha anlaşılır bir şekilde anlatan “Törelerin Metafiziğine Temel Atma” üzerinde belirtmeye çalışacağız. Yapıtta başlıca üç kavram ele alınıp incelenmektedir : “İyi İstenç” (Der Gute Wille), “Kategorik İmperatif” ve “Özgürlük” kavramları. Emmanuel kant’a göre, “dünyada, dünyanın dışında bile iyi istençten başka koşulsuz iyi sayılabilecek bir şey yoktur.” Başka bir deyişle: Dünyada ancak tek mutlak değer vardır, o da “iyi istenç” yada “salt istençtir.” İmdi “iyi istenç” ne demektir? İnsan yapısı gereği, yalnız mutluluğa yönelmiş olamayacağına göre, geriye ödevden (Pflict) başka bir şey kalmamaktadır. Demek, “iyi istenç” kavramının birinci belirtisi, “eylemin salt ödevden doğmuş” olmasıdır. Bu kavramın ikinci belirtisine de Kant şöyle formüller: “ödevden doğan bir eylemin ahlaki değeri, kendisiyle varılmak istenen erekte ( Absicht ) değil, bu eylemin kararını verdiren maksime’dedir.” (Kural, ilke) Buradaki erek yerine, eylemin fenomenler dünyasında bulunan bir “sonucu” ( Erfoly ) gözetmesi de diyebiliriz. İşte Kant’a göre, bir eylem dışarıda bulunan bir sonuç yüzünden değil, ancak kendisine dayandığı ilke(maksime), a posteriori yada a priori olabilir; kişi istencini ya a priori bir kurala yada doğal motiflere (duygulara, itkilere, sonuçlara) göre belirleyebilir. Ama, bir eylemin “iyi” olabilmesi için, a priori bir motife göre, yani aklın buyruğuna, ödeve göre belirlenmiş olması gerekir; dolayısıyla burada sözü geçen maksim, ödev maksimi’dir. Ödev de aklın buyruğu olduğundan, objektif, zorunlu ve tümel geçerlidir. Ödev ve eğilim birbirine karşıttır. Ödevde aklın sesi, dolayısıyla da insanın en yüksek değeri dile gelir. Ama insan, yalnız aklı olan bir yaratık değil, onda bir de doğal bir yön vardır, insanın içgüdüleri, eğilimleri de var. İmdi aklın sesi olan ödev ile doğal eğilimler karşılaşınca, ya çatışabilirler, yani ödevin emrettiği ile eğilim arasında bir uyum kurulmuş olabilir, her ikisi de aynı şeyi isteyebilir.​